İstanbul’da 14 Ekim’de etkili olan sağanakta 3 kişinin hayatını kaybetmesi ve Sakarya’nın Sapanca ilçesinde dere kenarındaki iki katlı villanın sel sularıyla çökmesi, dere yataklarındaki yapılaşmayı yeniden gündeme taşıdı. Türk Medeni Kanunu ve taşkınlara ilişkin düzenlemeler, su yollarının korunması konusunda hükümler içeriyor.
Bozkurt’tan İğneada’ya kadar geçmiş yıllarda yaşanan sel felaketlerinde de dere yataklarına ve kıyılarına yakın yapıların zarar görmesi, taşkın riski bulunan alanlarda imar ve denetim süreçlerini tartışmaya açtı.
İstanbul’da yağış metrekareye 272,2 kilogram olarak açıklandı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 14 Ekim’de etkili olan sağanak sırasında İstanbul’un bazı bölgelerinde yağış miktarının metrekareye 272,2 kilograma ulaştığını açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de yağışın, kentte 1985’ten bu yana kaydedilen en yüksek değerler arasında olduğunu bildirdi.
İstanbul Valiliğinin ilk bilançosuna göre kentte 1.277 su baskını ihbarı yapıldı ve sel nedeniyle 3 kişi hayatını kaybetti. Arnavutköy’ün Boğazköy bölgesinde Alibey Deresi’nin taşması sonucu bir ilkokulun bahçesi su altında kaldı. Ayazağa’da ise stüdyoları su basması nedeniyle yüzlerce kişi mahsur kaldı.
Sapanca’da dere kenarındaki villa çöktü
Sağanağın etkili olduğu Sakarya’nın Sapanca ilçesine bağlı Fevziye Mahallesi’nde, dere kenarında bulunan iki katlı villa su seviyesinin ve akışın artmasıyla çöktü. Villanın dereye düşme anı cep telefonu kamerasına yansıdı.
İlçede Sarp, Keçi, İstanbul, Kurtköy ve Yanık dereleri taştı. Bazı köprü geçişleri çökerken dere kenarındaki bazı bungalovlar da yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Türk Medeni Kanunu ne diyor?
Türk Medeni Kanunu’nun 715’inci maddesi, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu belirtiyor. Maddede, aksi ispatlanmadıkça kamuya ait suların ve bunlardan çıkan kaynakların kimsenin mülkiyetinde olmadığı ve özel mülkiyete konu olamayacağı hükmü yer alıyor.
Kadastro Kanunu’nun 16/C maddesi de deniz, göl ve nehir gibi genel suların tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığını düzenliyor. İlgili hükümde istisnaların saklı tutulduğu belirtiliyor.
Dere yatakları için 2006/27 sayılı genelge
9 Eylül 2006’da Resmî Gazete’de yayımlanan 2006/27 sayılı “Dere Yatakları ve Taşkınlar” konulu Başbakanlık Genelgesi, taşkın riskini azaltmaya yönelik önlemleri düzenliyor.
Genelgeye göre imar planları hazırlanırken Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün (DSİ) tedbir ve tavsiyelerine uyulması gerekiyor. Derelerin üzeri, zorunlu durumlarda DSİ izniyle yapılacak işlemler dışında, kullanım alanı oluşturmak amacıyla kapatılamıyor.
Genelge, suyun akış kesitini daraltan yapılar için izin ve ruhsat verilmemesini öngörüyor. Denetimlerde akış kesitini daralttığı belirlenen yapıların yetkili belediye veya il özel idaresi tarafından kaldırılması gerekiyor. Kadastro çalışmalarında da kendiliğinden oluşmuş dere yataklarının tescil dışında bırakılarak derenin doğal akışına ayrılması hükme bağlanıyor.
Bozkurt’ta dere kıyısı 1982’de imara açılmıştı
Dere yataklarındaki yapılaşmanın ağır sonuçlarından biri, 11 Ağustos 2021’de Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde yaşandı. Batı Karadeniz’deki sel felaketinde Kastamonu, Sinop ve Bartın’da 82 kişi hayatını kaybetti. Yalnızca Bozkurt’ta 65 kişi öldü, 7 kişiye ise ulaşılamadı.
Ezine Çayı kıyısındaki Ölçer Apartmanı, çayın binanın temellerini aşındırması sonucu çöktü ve 20 kişi hayatını kaybetti. Haberde aktarılan bilirkişi raporuna göre binanın bulunduğu dere yatağı 1982’de imara açılmıştı. İstanbul Teknik Üniversitesi uzmanlarınca hazırlanan raporda, binanın taşkın riski altında olduğunun afet öncesinde bilindiği belirtildi.
Ayamama’dan İğneada’ya sel felaketleri
İstanbul, geçmişte de dere taşkınları nedeniyle can kayıpları yaşadı. 9 Eylül 2009’da Ayamama ve Tavukçu derelerinin taşması sonucu İstanbul ve Tekirdağ’da 30’dan fazla kişi hayatını kaybetti. İkitelli’de Basın Ekspres Yolu’nda mahsur kalan bir servis aracındaki 7 kadın işçi de sel sularına kapılarak öldü.
5 Eylül 2023’te Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada’da Değirmen Deresi taştı. Ruhsatsız işletildiği belirtilen kamp alanındaki bungalovların sel sularıyla sürüklenmesi sonucu 6 kişi hayatını kaybetti. Davada tesis işletmecisi Bülent B., “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Rize’de 19-20 Eylül 2025 gecesi etkili olan sağanakta ise Çamlıhemşin’de dere kenarındaki 2 bungalov sel sularına kapılarak yıkıldı. Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, bir yıl önce Fırtına Vadisi’ndeki ruhsatsız bungalovların dere yatağını kirlettiğini açıklayarak yıkım sözü vermişti. Ancak bungalovlar yıkılmadan sel meydana geldi.
Avrupa Birliği taşkın riskinin yönetilmesini istiyor
Avrupa Birliği’nin 2007/60/EC sayılı Taşkın Direktifi, üye ülkelerin taşkın risklerini değerlendirmesini, tehlike ve risk haritaları hazırlamasını ve taşkın risk yönetim planları oluşturmasını zorunlu kılıyor. Planların altı yılda bir gözden geçirilmesi gerekiyor.
Direktif, sürdürülebilir arazi kullanımını ve suyun tutulmasını destekleyen önlemleri kapsıyor. Taşkın sırasında bazı alanların kontrollü biçimde su altında bırakılması da bu yaklaşımın parçalarından biri olabiliyor. Direktif, taşkın alanlarında yapılaşmayı doğrudan ve tüm üye ülkeler için geçerli tek bir yasakla sınırlandırmıyor; yapılaşmaya ilişkin ayrıntılar ülkelerin kendi mevzuatlarıyla belirleniyor.
Hollanda nehre daha fazla alan açtı
Hollanda, 1990’lı yıllarda Ren ve Maas nehirlerinde yaşanan yüksek su seviyelerinin ardından nehirlerin taşkın kapasitesini artırmaya yönelik projeler geliştirdi. “Nehre Yer Aç” (Room for the River) programı kapsamında 2006’dan itibaren nehir çevresindeki çeşitli noktalarda setlerin geriye alınması ve suyun akış alanının genişletilmesi gibi önlemler uygulandı.
Hollanda’nın kamu kurumu Rijkswaterstaat’a göre program, 2006-2019 döneminde 34 noktada yürütülen çalışmalarla yaklaşık 4 milyon kişinin güvenliğine, yaşam kalitesine ve çevresel koşullara katkı sağlamayı amaçladı. Programın toplam maliyeti 2,3 milyar avro olarak açıklandı.
Maas Nehri kıyısındaki Maasbommel’de bulunan, su seviyesi yükseldiğinde onunla birlikte hareket edebilen amfibik evler de taşkın alanlarına uyum sağlama örnekleri arasında gösteriliyor.
İngiltere’de taşkın riski için sıralı test uygulanıyor
İngiltere’de Ulusal Planlama Politikası Çerçevesi kapsamında “Sıralı Test” (Sequential Test) uygulanıyor. Bu yaklaşımda, yapılaşma için daha düşük taşkın riski taşıyan uygun bir alan bulunup bulunmadığı değerlendiriliyor. Daha düşük riskli uygun bir alan varsa yüksek riskli bölgede yapılaşmaya izin verilmemesi hedefleniyor.
Taşkın sırasında suyun akması veya birikmesi gereken “fonksiyonel taşkın ovası” olarak tanımlanan alanlarda konut gibi hassas yapıların yapılmasına sınırlamalar getiriliyor. Bu alanlarda suyla uyumlu yapılar ve belirli koşulları karşılayan zorunlu altyapı tesisleri için istisnalar söz konusu olabiliyor.




