Askerî darbe (12 Eylül 1980) yıllarında yargılanan Recep Küçükizsiz, cezaevinde yaşadıklarını anlattı. Önceki günlerde vefat eden ve "Sümerolog" olarak anılan Muazzez İlmiye Çığ ile kardeşi Turan İtil’in kurduğu HZİ Vakfının o dönem  cezaevinde olan kişileri kobay olarak kullandığı iddialarına ilişkin “Mamak Cezaevi’nde kaldığım sürece bizim üzerimizde psikiyatrik testler yaptılar ve elde ettikleri verileri darbecilere, cuntaya bir rapor hâlinde sundular. O rapor daha sonra bizim üzerimizde bir işkence programı hâline getirildi” dedi.

12 Eylül darbesinin üzerinden 44 yıl geçmesine rağmen o dönemlerin bıraktığı etkiler, cezaevinde yatanların üzerinden gitmiyor. Darbecilerin işkencelerine maruz kalan Recep Küçükizsiz de onlardan bir tanesi.

MHP ana davasında sanık olarak 18 yaşında cezaevine giren ve 12 Eylül’den sonra işkencelere maruz kalan Küçükizsiz, yıllar sonra Muazzez İlmiye Çığ ile kardeşi Turan İtil’in kurduğu Hamide-Zekeriya İtil Vakfına (HZİ Vakfı) suç duyurusunda bulundu.

“Üzerimizde psikiyatrik testler yaptılar”

Muazzez İlmiye Çığ'ın, Mamak Cezaevi’nde kendilerine kişilik testleri yaparak üzerlerinde uygulanacak psikolojik işkencelerin hazırlığını yapan Turan İtil’den dolaylı bir şekilde öğrenmiş olduğunu söyleyen Küçükizsiz, “Bu çalışmalar, İstanbul’da kurulan HZİ Vakfı adı altında bir kurum tarafından yapılıyordu. Bu kurumun kurucularından birisi ise Turan İtil’in ablası Muazzez İlmiye Çığ gibi isimler. HZİ Vakfı Türkiye’de insanlar üzerinde psikiyatrik araştırmalar yapmak üzere kurulmuş bir vakıf. Bizim üzerimizde ilaç denemeleri yapmadılar ama Mamak Cezaevi’nde kaldığım sürece bizim üzerimizde psikiyatrik testler yaptılar ve elde ettikleri verileri darbecilere, cuntaya bir rapor hâlinde sundular. O rapor daha sonra bizim üzerimizde bir işkence programı hâline getirildi. Seneler sonra 2011’de Türkiye’ye döndüğümde konferansa katılmış Turan İtil’i gördüğümde testleri dağıtan kişinin o olduğunu tespit ettim ve akabinde savcılığa giderek bir suç duyurusunda bulundum ama hiçbir cevap gelmedi” dedi.

“Uygulamaları daha sonra Diyarbakır Cezaevi’ne götürdüler”

O yıllarda yaşadıklarını anlatan Recep Küçükizsiz, “12 Eylül rejiminin sembol cezaevi Türkiye’nin başşehrinde bulunan Mamak Askeri Cezaeviydi. Darbeciler tüm marifetlerini orada sergilediler. Bizim üzerimizde denedikleri tecrübelerini ve çok da memnun kaldıkları uygulamaları daha sonra Diyarbakır Cezaevi’ne de götürdüler” dedi.

“Cezaevinde insanlara akıl almaz fiziki işkenceler yaptılar”

Küçükizsiz, “Mamak Cezaevi eşittir 12 Eylül rejimi. Bunun başka hiçbir sembolü yok. Başında Raci Tetik denilen sadist bir albay vardı. Cezaevinde insanlara akıl almaz fiziki işkenceler yaptılar ve daha sonra öğrendiğime göre bizim üzerimizde yaptıkları testlerden elde ettikleri neticelere bağlı olarak bir takım psikolojik işkence metotlarını uyguladıklarını söyleyebilirim. Bu uygulama 1982-1983 yıllarında başladı ve cezaevi kapanana kadar devam etti” diye konuştu.

Bakan Tunç'tan Mahir Polat açıklaması: “Sağlık hizmetlerine erişimde aksaklık yok” Bakan Tunç'tan Mahir Polat açıklaması: “Sağlık hizmetlerine erişimde aksaklık yok”

“İdamlar darbe rejimlerinin kendilerine meşrutiyet kazandırma araçlarından birisidir”

İdamların darbe rejimlerinin kendilerine meşruiyet kazandırma araçlarından birisi olduğunun altını çizen Küçükizsiz, “Toplumun korku, gözünü yıldırma ve geleceklerinden ümitsiz hale getirmenin bir aracı olarak kendi meşruiyetlerini kazanmak için kullandıkları bir yöntem. Dolayısıyla her darbeden sonra yapılan idamların, o darbenin başarısının bir işareti gibi kabul ediliyor. Maalesef bizde de bu darbecilerin ilk imzayı attıkları kişi ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu’dur” ifadelerini kullandı.

“Darbeciler her dönem kendine hizmet edecek uşak ruhlu insanlar bulmuştur”

"Darbeciler her dönem kendine hizmet edecek uşak ruhlu insanlar bulmuştur" diyen Küçükizsiz, “Bunlar kimi Turan İtil gibi işkencecidir, kimi basın da darbe çağrıcısıdır. Bunlar her dönemde başarılarını bu tür insanlarla yürütürler” şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA